Zompa.Net

Sarıçiçek'te    Köylerimiz   var   gitsek'te   gitmesek'te   görmesek'te  onlar  bizim  köylerimiz
 
Tarhan (dejde      Alanlar  (abdolar)         Kuşcu  (kuşcan)        Tosunlar (Mıllan)

Sun05202012

Last update06:28:30 PM

Font Size

Profile

Menu Style

Cpanel
Back fotograflar Foto Köyümüz

başlık

Arapgir'de Çekilen Mem u Zin dizisi TRT 6 da başlıyor

 
'Mem u Zin' destanı, Kürtçeden Türkçeye çevirisi yapılan ilk eser olma özelliğine sahip. Günümüz şartlarına uyarlanan destan, Kürtçe yayın yapan TRT 6'da dizi olarak yayınlanmaya hazırlanıyor.

Dizinin başrol oyuncularından Cem Kurtoğlu, “Dış ve iç güçlerin birlik beraberliği yok etmeye çalıştığı bir dönemde önemli bir görevi yerine getirdiğimizi düşünüyorum.” diyor.

Bembeyaz örtünün kuşattığı ışıltılı tepelerin ardında saklı kalmış Cizre’de bir zamanlar Kürt tarihinin en derin aşkı ‘Mem u Zin’ destanı yaşandı. Dünyaca ünlü Hakkarili Kürt edebiyatçı, Şeyh Ahmed Xani Hazretleri destandan iki yüz elli yıl sonra Cizre’ye giderek eseri bakileştirdi.

Arapça, Farsça, Almanca, Fransızca ve Rusçaya çevirileri yapılan eser, iki yıl önce Kültür Bakanlığı tarafından Türkçeye tercüme edilmişti. Kürtçeden Türkçeye çevirisi yapılan ilk eser olma özelliğine sahip destan, günümüz şartlarına uyarlanarak, Kürtçe yayın yapan TRT 6′te dizi olarak yayınlanmaya hazırlanıyor.

Dizinin yapımcısı Aytekin Mert, Şeyh Ahmed Xani’nin, mecazi aşktan ilahi aşka uzanan baki bir aşkı anlattığına ve verdiği mesajların önemli olduğuna dikkat çekiyor. Xani’nin 17. yüzyılın ikinci yarısında yaşadığını hatırlatan Mert, “Dizideki kıyafetler günümüze uyarlandı. Görsel anlamda bazı değişiklikler var. Ancak eserin şahsı manevisine sadık kalmaya özen gösterdik. Dizinin adını da bu yüzden, ‘Siya Mem u Zin’ yani Mem u Zin’in gölgesinde koyduk.” diyor.

Malatya-Arapgir’de çekimler için birçok şehir gezdiklerini aktaran Mert, dizi çalışmalarına yoğun ilgi gösteren bölge halkının dizide rol alacağını ifade ediyor. Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu, dizinin yayına henüz başlamamasına karşın bölgeye maddi katkı sağladığını söylüyor. Arapgir’in tarihî önemine değinen Cömertoğlu, dizi vesileyle bölgenin turizme açılmasını umut ettiklerini anlatıyor.

Dizi seti olan Arapgir Konağı’nda ise çekim heyecanı yaşanıyor. Kürtçe bilmeyen dizi oyuncuları sürekli tekrarlarla dili konuşmaya çalışıyor. Dizinin başrol oyuncularından ünlü oyuncu Cem Kurtoğlu, filmde Mir rolünde ve Zin’in ağabeyini oynuyor. Diziyi değerlendiren Kurtoğlu, “Günümüz konjonktürü içinde böyle bir işin içinde yer almak hem de ilk olan bir işte olmak çok önemli. Dış ve iç güçlerin birlik beraberliği yok etmeye çalıştığı bir dönemde önemli bir görevi yerine getirdiğimizi düşünüyorum.” diye konuşuyor. Zin karakterini oynayan Yaprak Duymaz ise Kürtçeye ilgisinin diziyle birlikte başladığını dile getiriyor. Mem rolündeki Bilal Yörük de çekimlere başlamadan günlük tuttuğunu ve dizi bittiğinde Kürtçe öğrenmiş olacağını söylüyor.

Xani; Kürt filozof ve şair

Şeyh Ahmed Xani Hazretleri, 17. yüzyılın ikinci yarısında (1650-1707) yaşamış ilim sahibi, şair, yazar ve filozof. Kürt halkının en önemli dinî ve millî şahsiyetlerinden biri olan Xani, zamanın önemli medreselerinde ilim tahsil etmiş. Eğitimini tamamladıktan sonra doğum yeri olan Doğubayazıt’a dönerek medrese inşa eden Xani, vefatına kadar da burada müderrislik yapmış. Yazarın günümüze 4 eseri ulaştı: Küçüklerin İlkbaharı (Nubehera Biçukan), İnanç Risalesi (Eqideye İmane), Şiir Divanı ve Mem u Zin. Eser, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile İran, Irak, Suriye, Rusya, Ermenistan, Orta Asya Türk cumhuriyetleri halkları tarafından okunuyor. Eseri okuyanlar ise türbeleri sık sık ziyaret ediyor

Arapgir Divriği yolu,açıldı karababa yol verdi

KAR NEDENİYLE KAPALI OLAN YOLUN AÇILMASIYLA CENAZE DEFNEDİLDİ

Sivas-Divriği karayolunun açılması sonucu, bu yoldan faydalanan Malatya Arapgir ilçesine bağlı 8 köy ve 10 mezra ile ulaşım sağlanmaya çalışılıyor. Kar yağışlarının en etkili olduğu bölgelerden bir olan Sivas - Divriği yolu, Malatya'nın Arapgir ilçe sınırları içindeki kısmın kapanması ve burada kar kalınlığının 2 metreyi geçmesi Arapgir karayolları şubesi kar açma çalışması yapan araçların işlerini zorlaştırdı.

Arapgir İlçesi Süceyin köyü sakinlerinden Dürüye Taşdemir'in Malatya'da vefat etmesi üzerine cenaze sahipleri, cenazelerini Süceyin köyüne götürerek defnetmek istedi. Sivas - Divriği yolu Malatya- Arapgir sınırları içinde bulunan kısmın yağan kar ve tipiden dolayı kapanması üzerine İl Özel İdaresi araçları da Arapgir Süceyin köy yolunu açamadılar.

Kar savurucuları ile açılamayan yola lastikli kepçeler girerek karları iterek, kar savurucu makinesine çalışma yeri açtı. Bu yol sabaha kadar yapılan çalışma neticesinde açıldı. Süceyin köyüne götürülmek üzere Malatya'dan yola çıkarılan cenaze Arapgir,
Süceyin köyü karayolları girişine kadar getirildi. Karayollarından sonra 15 kilometrelik karla kaplı yol, İl Özel İdaresi karla mücadele ekiplerince açılması sonucu cenaze köye ulaştırılarak defnedildi.

Arapgir İlçe İl Genel Meclisi üyesi Yusuf Bayrak, ''Sivas-Divriği yolu Arapgir ilçe sınırları içinde bulunan, Şağıluşağı, Taşdibek, Tarhan, zompa,Sugeçti, Eynir, Yeşilyayla, Süceyin, Çiynir, köyleri ve 10 mezra bu yoldan faydalanıyor. Kar ve tipiden dolayı bu yol kapandı. Kar kalınlığı yer yer 2 metre, Bu yolu
karayolları Arapgir Şubesi açıyor. Fakat kar savucu açamadı. İl özel idaresi kepçeleri ve kar savucu ile bu yol açıldı.

Yol ayırımlarından sonra il özel idaresi köylere kadar karla mücadele yapıyor. Malatya'da vefat eden Düriye Taşdemir'in cenazesi yol açıldıktan sonra Süceyin Köyüne götürülerek defnedildi. İl Özel İdaresi ekipleri yolları açmak için özverili bir şekilde çalışıyor. Bu sene çok kar yağdı. Halkımızdan sabır bekliyoruz" dedi.
 

LC Waikiki Malatyalı Sahipleri Tema Holding

Tema Holding Malatya'da yeni bir istihdam projesi başlatıyor. Organize üretim bölgesi kurmak için arazi satın alan şirket, burada yatırım yapan şirketlerin SGK vergisini üstlenecek. Ayrıca iş garantisi de var
 
Memlekete vefa düşüncesiyle Malatya'da birçok sosyal sorumluluk projesine imza atan Tema Holding'in patronu Vahap Küçük, şimdi de uzun soluklu bir istihdam hamlesine hazırlanıyor. Batı'daki tekstil üreticilerini Malatya'da yatırıma teşvik eden LC Waikiki markasının tüm haklarına sahip olan Tema Holding, 100'den fazla küçük işletmenin faaliyet gösterebileceği bir tür organize sanayi bölgesi inşa edecek. Burada yatırım yapan ve yeni istihdam yaratan şirketlerin personel vergisini de Tema Holding üstlenecek. 
 
100 ŞİRKETE TEKLİF GİTTİ 
Tema Mağazacılık İç Denetim Müdürü Halil İbrahim Ayaşlı, projeyi bir yıl önce resmi kurumlara sunduklarını ve gerekli olan araziyi satın aldıklarını söylüyor. Ayaşlı, projenin çıkış noktasını şöyle anlatıyor: "Devlet 2010 verilerine göre 1.9 milyon yeşil kartlı aileye aylık bin 53 liralık destek veriyor. Bu ailelerden bir kişi istihdam edildiğinde ise asgari ücretinin işverene yükü aylık 350 TL. Gönlümüzden geçen her aileden bir kişiyi SGK'lı yaparak bu yükü azaltmak." Malatya'daki arazide bir an önce üretime geçilebilmesi için öncelikli olarak fason üretim yaptırdığı şirketlere teklif götürmüş LC Waikiki. 100'den fazla üreticiye dosya sunulmuş, 30 kadarından olumlu yanıt almış. "İstanbul'daki fason üreticilerimizi oraya topluyoruz. En az üç yıl boyunca şirketlere desteğimizi sürdüreceğiz. Şartlarımız bu tesislerde yeşil kartlıları istihdam etmeleri ve kadınlara pozitif ayrımcılık yapmaları" diyen Ayaşlı, teklifi kabul eden şirketlere personel maliyetinin brüt bölümünü karşılayarak ve iş garantisi vererek destek olacaklarını ifade ediyor. Şu anda 300'den fazla fason üreticiyle çalışan ve yılda 1 milyar liradan fazla alım yapan LC Waikiki, projeyle İstanbul'daki üreticilerin rekabet şartlarını da iyileştirmeyi planlıyor. Proje İŞKUR ve Malatya Valiliği'nin desteğiyle yürütülüyor. İŞKUR, yeni işe alınacak çalışanlara mesleki eğitim desteği vererek projenin içinde yer alacak. Ayaşlı, proje için ilk etapta 15 milyon lira ayrıldığını ve ilk bin 500 yeşil kartlıya iş kapısı açılacağını belirtiyor. 
 
2012 SOSYAL YARDIM BÜTÇESİ 55 MİLYON TL
2005'te kurumsal sosyal sorumluluk projelerini tek çatı altında toplayan ve şirket içinde altı kişilik bir birimle projeleri yöneten LC Waikiki, toplumsal yardımlarını Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla yürütüyor. Şirket bu kapsamda 2010'da 36.5 milyon, 2011'de ise 53 milyon liralık yardımda bulunmuş. Bunların yüzde 30'u nakdi, yüzde 70'i ise ağırlığı giysi olmak üzere ayni yardımlar. Şirketin bu yıl ki sosyal yardım bütçesi ise 55 milyon lira olarak belirlenmiş. Tema Holding'in hissedarları her yıl kendilerine kalan kârın yüzde 10'unu sosyal sorumluluk projeleri için ayırıyor. Bu projeler içinde Doğu illerine pozitif ayrımcılık uygulanıyor.

Arapgir'de yüksekler'de kar kalınlığı 2 metre

 

Arapgir Kaymakamı Ercan Turan, İl Genel Meclisi üyeleriyle karla mücadele ekiplerini yerinde inceledi.
 
Malatya'nın Arapgir ilçesi yoğun kar yağışı nedeniyle Malatya'ya güçlükle ulaşım sağlanıyor. Arapgir ilçesinin 29 köy yollunun kar ve tipi nedeniyle kapalı olduğu öğrenildi. Ullaşımın normale dönmesi için il özel idare ve karayolları ekipleri, aralıksız kar temizleme çalışmalarına devam ediyor .Kar kalınlığını ilçede bazı yerlerde bir metreyi aştığı, yüksek kesimlerde ise iki metreyi aştığı belirtiliyor. Kaymakam Ercan Turan, İl Genel Meclisi üyeleriyle İl özel idaresi karla mücadele ekiplerini yerince inceledi. 
 
İL GENELİNDE..
Bu arada Malatya'da kar ve tipi nedeniyle kapalı olan köy sayısının 207'ye yükseldiği bildirildi. 
 
Edinilen bilgiye göre, dün 181 olan kar nedeniyle kapalı köy yolu sayısı, gece yağan kar nedeniyle bu sabah 207'ye yükseldi. 
 
İl Özel İdaresi'nden alınan bilgiye göre kapalı köy sayısı ilçelere göre şöyle: "Merkez 5, Akçadağ 16, Arapgir 29, Arguvan 7, Darende 5, Doğanşehir 22, Doğanyol 8, Hekimhan 18, Kale 9, Kuluncak 10, Pütürge 40 ve Yeşilyurt 12 ve Yazıhan ilçesi 16 olmak üzere toplam 207 köy yolunun ilçe merkezleri ile irtibatları kesik durumda." İl Özel İdaresi'ne ait ekiplerin kardan kapalı olan köy yollarını açma çalışmalarını sürdürdüğü ifade edildi

Kuzey Güney Dizisinde Malatya Türküsü

User Rating: / 1
PoorBest 

Kuzey Güney’in yıldızı Kıvanç Tatlıtuğ dizinin çarşamba akşamı ekrana gelecek bölümünde saz çalıp türkü okuyacak. Okuyacağı türkü ise Aşık Fakir'e ait...

'Kuzey Güney' dizisinde canlandırdığı Kuzey rolü için şekilden şekile giren yakışıklı oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ, bu kez de eline sazını alıyor. Dizinin yeni bölümü için yazılan bir sahne üzerine usta sanatçı Fatih Özden'den altı gün ders alan Tatlıtuğ, kendi sesiyle 'Bul Getir' olarak da bilinen 'Tabip Sen Elleme Benim Yaramı' adlı dokunaklı Türk halk müziği eserini seslendirecek.

PERFORMANSI MERAKLA BEKLENİYOR

Genç kızların sevgilisi Tatlıtuğ'un, söz ve müziği Âşık Fakiri'ye ait olan türküyü nasıl seslendireceği şimdiden merak konusu oldu. Tatlıtuğ, çekimlerde sergilediği performansla göz doldururken, kendi söylediği türküsüne sazıyla başarılı bir şekilde eşlik de etti. Genç oyuncunun yaklaşık on gün süren bir ön çalışmayla hazırlandığı bu sahnede, Kuzey'in doğum günü sebebiyle aşka gelişi ekrana yansıyacak.

İŞTE O TÜRKÜ

Tabip sen elleme benim yaramı

Beni bu dertlere salanı getir

Kabul etmem bir gün eksik olursa

Benden bu ömrümü çalanı getir

Git ara bul getir saçlarını yol getir

Bir kor oldu görülüyor özümden

Name name inliyor sazımdan

Dünyayı verseler yoktur gözümden

Dili bülbül kaşı kemanı getir

Git ara bul getir saçlarını yol getir

Merhamet et karşısından bıkmadan

Hatırını gönlünü yıkmadan

Çabuk getir can bedenden çıkmadan

Fakirin derdine dermanı getir

Git ara bul getir saçlarını yol getir

Yoksulun derdine dermanı getir

Git ara bul getir saçlarını yol getir

Benden bu ömrümü çalanı getir

Git ara bul getir saçlarını yol getir

Söz Müzik: Âşık Fakiri

Malatyalı Abdullah Kiğılı,

Abdullah Kiğılı, giyim sektöründe önde gelen hatta Spor dünyasındaki yöneticilikleriyle de tanınan bir isim. Okuyucularımız adına bir de sizin ağzınızdan duymak isteriz. Abdullah Kiğılı kimdir?

Bugünkü Malatya Hükümet Konağı’nın bulunduğu yerdeki apartmanımızda 20 Nisan 1943’te dünyaya geldim. Babam Malatya’da kumaş işiyle iştigal eden bir esnaftı. Amcam Mehmet Kiğılı’nın Malatya Yeni Camii’nin karşı köşesinde, babamın da Şirket Han’ın içinde kumaş mağazası vardı. Babam 1952 yılında bütün ailemizi alarak İstanbul’a göç etti. Sultanhamam’da mesleğini icra etmeye başladı. Ben 1961 yılında İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra bu mağazada çalışmaya başladım. Şöyle geriye dönüp baktığım zaman 50 yıldır kumaş ile haşır neşir bir hayat sürdüm diyebilirim. İlk hazır giyim mağazamızı 1969 yılında İstiklal Caddesi’nde açtık. Babamdan bir mağaza ve 4 personel devralmıştım. Bugün 203 mağazamız ve 2 binin üzerinde çalışanımız var.

İş hayatına atıldığınız zamanki hedefinize ulaştınız mı?

Hedefimizi çok aştık. Ben muhafazakar ve kumaşla uğraşan bir ailenin çocuğuyum. Kumaş işiyle haşır neşir oluyorduk. O dönemde herkesin evinde singer makineler vardı. Herkes kendi giyim kuşamını kendi hazırlıyordu. Erkekler ise tüccar terzilere ısmarlama takım elbise veya ceket pantolon diktiriyordu. 1970’lerden sonra hazır giyim sektörü yavaş yavaş oluşmaya başladı. Zaman içinde hazır giyimin daha iyi konumlara geleceğini gördüm. Kumaş işinin küçüleceğini ve hazır giyimin büyüyeceğini fark ederek, gömlekle hazır giyim sektörüne girdim. Daha sonra pantolon , takım elbise, palto kaban işine başladım. 1980 yılında Kiğılı’nın konfeksiyon fabrikasını kurduk. Almanya’dan eğitmenler getirerek bu işi oturttuk. İlk etapta Almanya gibi ülkelere fason işler yapmaya başladık. Daha sonra kendi imalatımıza başladık. O günlerden bugünlere kadar geldik. Şu anda bırakın yurt içini yurtdışında da 17 tane Kiğılı mağazamız var.

Biliyorsunuz İstanbul’daki Malatyalıların büyük bir çoğunluğu tekstil sektöründe bulunuyor. Malatyalılar’ın sizin işinizin büyümesine katkıları oldu mu?

Benim satışımla veya ticaretimle bir ilgisi yok ama yine de Malatyalıların sektörde söz sahibi olması beni ziyadesiyle memnun ediyor. Mesela LCW’nin sahibi Vahap Küçük sektörün bir numarası ve Malatyalıdır. Meslektaşlarımın Malatyalı olmaları bana mutluluk veriyor. Birbirimize yardımcı olmaya gayret gösteriyoruz. İster Malatyalı olsun ister diğer memleketli bütün gençlere tecrübelerimizi aktarmaya çalışıyoruz. Benim jenerasyonum yoklukların yaşandığı bir jenerasyon. Genç kuşağın bu sıkıntıları yaşamaması için elimizden geleni yapıyoruz. Bilgi birikimimizi onlara aktarmaya çalışıyoruz.

Günümüzün önemli konularından biri de Dünya’daki ekonomik kriz. Siz Dünya ekonomisindeki Türkiye’nin yerini nasıl görüyorsunuz?

Biliyorsunuz şu anda Avrupa’nın yaşadığı krizi biz 2001 yılında yaşadık. 19 Şubat 2001’de sadece finans sektörü 40 milyar dolar civarında bir kaybı olmuştu. Diğer tüm sektörler büyük kayıplar yaşadı. Hamdolsun milletimizin basireti ve idarecilerimizin iş bilirliği sayesinde krizi atlattık. Bugünlere gelebildik. Bugün Avrupa Birliği çöküyor. Komşumuz Yunanistan’ın bu krizden çıkmasının mümkün olmadığı söyleniyor. Bu krizde Avrupa’nın ayakta kalan tek üyesi Almanya’dır. Biz çok şükür krizleri atlattık kriz yönetimini de öğrendik. Bundan sonra Türkiye krize girer mi derseniz. Kesinlikle girmez diye düşünüyorum. Bulunduğumuz coğrafi konum itibariyle de geleceğimizin çok parlak olduğunu ve komşularımızla iyi ilişkiler içinde olduğumuzu düşünüyorum.

2001 krizinde Abdullah Kiğılı ne şekilde etkilendi?

Bizim şirket olarak krizi atlamamız biraz daha kolay oldu. Borçlanarak büyümeyi sevmeyen ve ortağı olmayan biriyim. Krizin yaşandığı vakitlerde 15 mağazamız 217 de çalışanımız vardı. O dönemde borcumuz yoktu elimizde bayağı bir mal vardı. İşler baş aşağı gidiyordu ama yine de hiçbir çalışanımızı işten çıkarmadık. Benim prensiplerim arasında krediyle büyümek yoktur. Ayrıca devletle iş yapmayı sevmem. Kendi işimden başka bir işe girmem. Ortakla iş yapmayı sevmem.

2001 krizinde Türkiye’nin toparlanma sürecindeki en etken mesele neydi?

Krizlerin yaşandığı dönemlerde Türkiye’yi yönetenlerin işini bilen kişiler olması büyük bir şanstır. Mesela bir krizde Turgut Özal baştaydı. Özal’ın kriz yönetimini başarmış olması Türkiye’nin düzlüğe çıkmasındaki en önemli unsurdur. 2001 krizinde ise siyasi otorite değişti ve şu anki hükümet işbaşına geldi. Bunlar da son derece iyi yönettiler. Bugünkü duruma gelmemizin en önemli sebebi Ak Parti yönetimidir.

“Bundan sonra Türkiye krize girmez” derken neleri göz önünde bulundurarak bu kanıya vardınız?

Sistemi doğru yönetirseniz ve bunlardan ders alırsanız krize girmezsiniz. Şu anda cari açık sıkıntısı ortaya çıktı. Bu yönetim de buna göre tedbirler almaya başladı. Yurt dışından gelen mallara yeni gümrük vergileri geldi. Böylece dışarıdan gelen malın fiyat artışı söz konusu olacak. Bu da içe dönük yatırımların artmasını beraberinde getirecek. Bizim bir sloganımız var “Doğru ürünü, doğru zamanda, doğru fiyata satıyoruz” Bugün giyim sanayinde fiyatlar bu kadar uygun gidiyorsa bunda Kiğılı’nın etkisi vardır.

Erkek giyimi ile ilgili ilginç bir detay verebilir misiniz?

Türkiye’de aile bireyleri içinde giyimini en son düşünen kişi erkektir. Erkeğin kendine harcayacak parası yoktur. Eşine ve çocuklarına harcamaktan çekinmezken kendisine aldığı bir şeyi kırk kere düşünür öyle alır. Eskiden özellikle erkeklerde siyah renk pek tutulmazdı. Şimdi ise bizim satışımızın yarısı siyah üzerinedir. Türkiye’de gittiğiniz davetlere veya toplantılara dikkatle bakarsanız, erkeklerin büyük çoğunluğu siyah giyer. Ben kumaşçılık yaptığım dönemleri hatırlıyorum. O zamanlarda siyah kumaşı sadece düğünlerde veya yılbaşlarında satardık.

Sayın Kiğılı, Malatya ile ilgili çalışmalarınız nasıl gidiyor?

Malatya’da 2 tane mağazamız var. Bir Malatyalı olarak Malatyalılara hizmet ediyor olmak beni memnun ediyor. Ticari faaliyetlerimizin dışında amcamın yaptırdığı Fahri Kiğılı Camii ve vakfı var. Vakfın çalışmalarında tüm aile bireyleriyle birlikte çalışıyoruz. Babalarımızdan amcalarımızdan kalan mirastır bize. Yatırımlarımıza da devam ediyoruz. Bir Malatyalı olmaktan her zaman gurur duymuşuzdur.

Malatya’nın şu andaki konumuyla ilgili görüşünüzü alabilir miyiz?

Maalesef Malatya arzu edilen gelişmeyi gösteremedi. Siyasi otoritelerin de bu işte büyük rolü olduğu kanaatindeyim. Yıllar boyu İsmet İnönü’nün Malatyalı olmasından dolayı CHP’nin kalesiydi. Bütün bu zaman zarfında muhalefeti temsil eden bir il olarak kaldı. Çevresindeki iller devletin nimetlerinden daha fazla faydalanırken Malatya hep daha azını aldı. Son dönemde iktidar partisinin kazandığı bir il oldu. Son zamanlardaki gelişmelerin ışığında biraz daha gelişmeye başladı. Malatya coğrafi olarak çok önemli bir iklime ve toprağa sahip bir ilimiz. Dünya’da eşi benzeri olmayan bir ürünü yani kayısısı var. Son dönemde bunun daha iyi işlenmesi ve pazarlanmasıyla ilgili çalışmalar yapıldı. İstanbul’da çok önemli oranda Malatyalı işadamı var. Eğer birlik ve beraberliğimizi daha sıkı hale getirirsek Malatya’nın gelişmesini artıracağını düşünüyorum. Yapılan son yatırımlar çok önemli. MİAD’ın ve Yunus Akdaş beyin çalışmalarını görüyoruz. MİAD son olarak Turgut Özal Üniversitesi Hastanesi’nin bahçesinde hasta yakınları için misafirhane yapıldı. Malatyalı işadamları olarak bu işin içinde bulunduk. Yakın gelecekte çok ciddi projeler için çalışmalarımız olacak. Bunların da geliştirilmesi için elimizden geleni yapacağız.

İstanbul’da yaşayan bir Malatyalı olarak, sosyal aktivitelere katılımınız ne durumda?

İşlerimizin yoğunluğundan fırsat buldukça katılmaya çalışıyorum. MİAD’ın ve başkanımızın yaptığı organizasyonları yakından ve ilgiyle takip ediyorum. Her birine gidip katılmamız mümkün olmuyor ama yine de katılmak için gayret gösteriyorum. MİAD yönetimini takdirle takip ettiğimi belirtmek isterim. Gücümüzün yettiği oranda yönetime destek olmaya çalışıyoruz.

Sayın Kiğılı, Ferit Mevlüt Aslanoğlu İstanbul’dan aday oldu ve seçildi. Aslanoğlu ile yakın arkadaş olduğunuzu da biliyoruz. Sizce İstanbul’u tercih etmesi nasıl oldu?

Kendisi benim çok saydığım sevdiğim bir dostumdur. Keşke Malatya milletvekili olarak kalsaydı diye düşünüyorum. Ancak partisinin böyle bir kararı olmuş sayın Aslanoğlu da bu karar doğrultusunda hareket etmiştir. Benim için parti ikinci plandadır. Benim için öncelik hizmet edecek insanların seçilmiş olmasıdır. Mevlüt Aslanoğlu da hizmet noktasında önemli işlere imza atmıştır. İstanbul’la birlikte Malatya’yı da götürmesi zordur ancak kendisinin Malatya’yı da unutmadan karınca gibi çalışacağına eminim.

Sayın Kiğılı, ticaret hayatında başarılı olmuş bir insan olarak gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Dürstlükten kesinlikle vazgeçmeden, ahlaklı ve adil olmayı her şeyin üzerinde tutmalılar. Bir insan ne kadar ahlaklı ve dürüst ise, yanında çalıştırdığı insanların hakkını yemiyorsa, kul hakkına riayet ediyorsa iş hayatında da özel hayatında da sevilen başarılı biri olur. İş hayatında marka olabilmek için benim bir reçetem var:

1. ODAKLANMAK
2. ETİK DEĞERLERE SAHİP ÇIKMAK
3. SABIRLI OLMAK
4. DEĞİŞİME AYAK UYDURMAK
5. MÜŞTERİYİ MERKEZE KOYMAK
6. NAKDİ İYİ YÖNETMEK
7. İNSAN’A YATIRIM YAPMAK

Başarının sırrını ise şöyle reçete edebiliriz:

1. Moralinizi Hep Yüksek Tutun. Motivasyona önem verin.
2. Hata yapmaktan korkmayın! Ama hatadan ders alın…
3. Hayal gücünüzün hantallaşmasına müsaade etmeyin! Heyecanınızı yitirmeyin.
4. Çok çalışın ama asla ‘sosyal hayatın’ dışında kalmayın!
5. Tutamayacağınız sözü vermeyin!
6. Bardağın dolu tarafını görerek, yeni iş imkanları yaratın! Cesur olup, risk alın!
7. Adaletli olun

Malatyalı Türkiye nin Sayılı Zenginlerin Arasında olan

Rönesans Yönetim Kurulu Başkanı Erman Ilıcak, Rusya'nın hala en kolay girilen ve büyüme imkanı en fazla olan pazar olma özelliğini koruduğunu söyledi.

Rönesans: Rusya en cazip pazar; 200 kat büyüme imkanı var
 MOSKOVA - Avrupa’da yaşanan kriz nedeni ile 2012’nin zor bir yıl olacağını hatırlatan Ilıcak, Rusya’nın Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyeliği ve bugüne kadar pazarla ilgili edinilen tecrübelerin Türk yatırımcılar açısından önemli bir avantaj oluşturduğunu kaydetti. Türk-Rus İş Konseyi Başkanlığını da yürüten Ilıcak’a göre Türkiye’den Rusya’ya ticareti zorlamak yerine bu ülkede yatırımla büyümek çok daha istikrarlı.

RUSYA KENDİ ŞARTLARI İLE DTÖ’YE GİRDİ

Rusya’nın uzun süredir çaba sarf ettiği DTÖ üyeliğini sonunda gerçekleştirdiğini ifade eden Ilıcak, “Bu çok uzun pazarlıklar sonucunda oluştu. Bundan sonra ticaretimizi pozitif yönde daha iyi etkileyeceğini düşünüyorum. Çünkü artık bütün DTÖ ülkeler tarafından kabul edilmiş birçok kural Rusya gümrüklerinde de bizim için geçerli olacak ve bunun ticaretimize olumlu etkisi olacak.” dedi.

Rusya’nın kendimizi ifade edebilme açısından çok sağlıklı bir Pazar olduğuna dikkat çeken Türk iş adamı, “Bugün Dünya'daki tüm ülkelere baktığınız zaman Türk şirketi olarak en iyi büyüyebileceğimiz pazar Rusya pazarı olduğu görülüyor. Perakende pazarı olarak Rusya pazarı bize bir çok imkan sunmakta. Bugün inşaatta son aylarda son derece yoğun bir rekabet var. Rekabet Türk firmaları ile Çin ya da Alman firmaları arasında değil. Türk firmaları ile Türk firmaları arasında. Rusya pazarı çok yoğun rekabet yaşıyor. Bu bizi son derece sevindiriyor ve bize gurur veriyor.” tespitinde bulundu.

RUSYA’DA 100 BİN MAĞAZAMIZ OLABİLİR

İnşaat alanında sağlanan başarının diğer perakende ve sanayi sektörlerine de taşınabileceğini ifade eden Ilıcak, “Bugün sadece 572 Türk mağazamız var, toplamda baktığımız zaman Türkiye'de organize perakende 50 bin mağazaya ulaştı. Bunun sadece yüzde 1'i bugün Rusya'da. Bizim bu anlamda bunu çok daha fazla büyütme imkanımız var. Eğer Türkiye'de 50 bin tane mağazamız varsa Rusya'da 100 bin tane mağazamız olması gerekiyor. Çünkü Rusya ekonomisi tamamı ve iki kat büyüklüğünde ve daha gidecek çok yolumuz var ki 200 katı daha büyüyeceğimiz kadar Rusya'da pazar var.” öngörüsünde bulundu.

“2012 yılı tabii ki zor bir yıl olacak. Hepimiz için Avrupa için, Türkiye için dünya için, çünkü bizim ihracat pazarlarımızın yüzde 50'si Avrupa, kalan yüzde 50'si komşu ülkelerimiz ve gelişmekte olan pazarlar. Gelişmekte olan pazarlarda ister istemez daralma gerçekleşecek.” uyarısı yapan Türk iş adamı, “Ama moralimizi bozmamamız lazım, daha gitmediğimiz ulaşmadığımız birçok pazar var, dediğim gibi eğer perakende bakarsak pazarın daha binde 2'sindeyiz, binde 3'ündeyiz. Diğer alanlara bakarsa yine daha önümüzde büyüyeceğimiz çok büyük bir alan var. Dolayısıyla Rusya ve komşu ülkeler. Bizim Türkiye olarak daha çok hızlı büyüyeceğimiz ve bu tür krizlerde de bize ilaç olacak merhem olacak Rusya gibi pazarlar lazım.” hatırlatması yaptı.

AVRUPA’DA GÜÇLÜ OLMAK İÇİN RUSYA’DA GÜÇLÜ OLMAK LAZIM

Avrupa'da güçlü olmak için önce Rusya'da güçlü olmak gerektiğini kaydeden Ilıcak, “Rusya kilit Pazar. Bizim için en kolay girebileceğimiz, en hızlı büyüyeceğimiz pazar bugün hala Rusya pazarı. Sadece Avrupa değil bugün Orta Doğu'ya da baktığımız zaman, büyük bir kriz görüyoruz aslında. Arap baharı bütün Arap ülkelerini çok etkiledi. Orta Doğu'da bugün büyüme şansımız yokken, Rusya'da hala çok iyi bir şekilde büyüyeceğimiz büyük bir Pazar var” tespitinde bulundu.

RUSYA’DA SİYASİ BELİRSİZLİK YOK

Rusya’nın içinden geçtiği seçimler ve Rusya Başbakanı Vladimir Putin’in Kremlin’e dönüşü ile ilgili soruyu Rönesans Yönetim Kurulu Başkanı şu şekilde cevapladı: “Ben sadece şahsı adıma söyleyebilirim: Ben siyasi belirsizlik görmüyorum. Rusya'nın en güçlü tarafı yıllarca süren siyasi belirsizliği ortadan kaldırabilmesi. Siyasi istikrarı her zaman Rusya'da hakimdi. Önümüzdeki süreçte de son derece istikrarlı ve yine büyüme odaklı bir yönetim bekliyorum Rusya hükümetinden. Ben o anlamda sorun görmüyorum açıkçası.”

Rus-Türk İş Konseyi'nde aslında yapılması gereken her şeyi yapmaya çalıştığını, amaçlarının iş adamlarını mümkün olduğu ölçüde bir araya getirmek olduğunu hatırlatan Ilıcak; “Ama Rusya'ya baktığımız zaman zaten bu yıl yapılmış durumda o yüzden çok etki ekleyeceğimiz bir şey yok. Bugün Rusya Türk iş adamları için bir bilinmez değil. O yüzden bizim burada işimiz çok daha kolay. Rusya'da dediğim gibi 60 bin tane Türk çalışanımız ve yaşayan işadamımız var. Rusya artık bizim için bilinmeyen değil. Bu yüzden İş Konseyi olarak misyonumuz büyük ölçüde tamamlanmış durumda, sadece temsil edip bir haksızlığı önlemek ve her iki ülkenin bir birine pazarları daha iyi açması için yardımcı olmak. Ben böyle görüyorum.” ifadelerini kullandı.

Rusya’da Türk diasporasının çalışmalarının örnek bir model teşkil ettiğine değinen Ilıcak, “Baktığımız zaman 60 bin kişi ile 7 milyar dolarlık yatırım yapmışız, Suudi Arabistan'da yaşayan 300 bin Türk var. Bugün Suudi Arabistan pazarına baktığımız zaman ise neredeyse yokuz. Ben Suudi Arabistan'da üst düzeyde bir Türk yönetici ile maalesef tanışamadım. Orada büyümüş bir şirket maalesef göremedim” dedi.

RUSYA’DA TÜRK DİASPORASI DİĞER ÜLKELERE ÖRNEK OLABİLİR

Rusya'da Türk diasporasının 7 bankası, 600 şirketi ve 60 bin çalışanıyla inanılmaz bir model oluşturduğunu ifade eden Ilıcak, “Bence her ülkeye örnek olması gerek bir model, biz Türkler olarak gerçekten bunu başardık. Türkiye'nin ihracatını 500 milyar dolara artırmanın yolu bizim burada yapabildiğimiz diğer ülkelerde yapabilmekten geçiyor. Önümüzdeki süreçte perakendecilerimiz ve KOBİ’lerimize büyük işler düşüyor. Onların daha çok sayıda Türkiye'den Rusya'ya gelip artık ihracat kapılarını zorlamadan buradaki imalatı zorlamaları gerekiyor. Bence büyümenin önündeki en büyük engel bugün hala ihracata yönelik imalat yapıyor olmamız. Önce gelip bu pazarlarda imalat başlatmamız ve ondan sonra bu pazarları her anlamda mümkün olduğu kadar büyük pazar payını kapmamız gerekiyor.” önerisinde bulundu.

YAPTIKLARIMIZI RUSYA KAMUOYUNA YETERİNCE ULAŞTIRAMIYORUZ

Türk diasporasının Rusya’daki başarısının kamuoyu ile paylaşılmasında bir kısım eksiklikler olduğu eleştirisi getiren Ilıcak, “Gelecek yıl St. Petersburg'ta yapılacak Ekonomik Forum'da Türkiye olarak yer alacağız ve Türkiye olarak bir oturumumuz olacak. Ve bu sefer Türkiye'den getireceğimiz Türk özel sektörü ve büyük şirketleri temsil edecek iş adamları ile bir başlangıç yapmak istiyoruz. Türkiye'nin ağırlığını Türkiye'nin Rusya'ya verdiği önemi önümüzdeki senelerde Haziran ayında yapılacak bu forumda inşallah hissettireceğiz. Ondan sonra bir başlangıç olacak ve devam edeceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Sayın Ziyaretçilerimizin dikkatine internet Explorer

Sayın Ziyaretçilerimizin dikkatine internet Explorer  ile sitemize giriş yapıyorsanız videolar  açılmıyorsa veya geç açılıyorsa  (GOOGLE  Chrome ) tarayıcı kullanın

 

Minimal tasarımıyla son derece pratik olan Google Chrome, Web’i siteleri için daha hızlı, kolay ve özelikle videolar daha hızlı açıyor.  

Malatya Park Alışveriş Merkezinde Arapgir Günleri

Malatya Park Alışveriş ve Yaşam Merkezi ilkini Battalgazi ilçesi ile başlattığı tanıtım günleri bu kez Arapgir ile devam ediyor.

Yöremizin Eski Nişan ve Düğün Geleneği

İnsan hayatında üç önemli aşama vardır doğum, evlenme ve ölüm. Bu aşamaların etrafında birçok gelenek, görenek, âdet, töre oluşturulmuştur. Kadın ve erkeğin yaşamını birleştirmesi açısından bireysel olduğu gibi hem aile hem de akrabalık bağlarının kurulması açısından da toplumsal bir olgudur