Yöremizin yemek kültürü Sebze yemeklerinin yapımında dikkat edildiği gibi et fazla kullanılmaz çünkü etin zor pahalı elde ediliş olması onun kullanılmamasını ya da az kullanılmasını sağlamıştır.
Evde et bulunduğu müddetçe yemekler etli yapılırdı. Dışarıdan et alınması o günkü ekonomik şartlara göre fazla mümkün değildi. Zaten buzdolabı da olmadığı için uzun süre saklanması zor olurdu
Evde yetiştirilen hayvanların daha çok sütünden yararlanılması düşünülüyordu. Bu anlatımdan hiç et kullanılmıyordu ifadesi çıkmamalı. Bir çok evde sonbaharda kavurma yapıldığı, kış yemeklerinde kavurma etinin kullanıldığını söylemeliyiz. Hastalanan hayvanların da kesilerek etlerinin tüketildiğini biliyoruz. Beklenmedik bir şekilde, hastalığı nedeniyle öleceği bilinen büyük baş hayvanların kesimi o ev halkı için üzüntü kaynağıydı. Böyle bir durumda o kişinin maddi kaybını önlemek için, o hayvanın etleri komşular tarafından parayla satın alınırdı.
YOĞURT:
Köyümüzde yaz kış tüketilen temel süt ürünlerinin başında yoğurt gelmektedir. Evlerde olmazsa olmazlarımız arasındadır. koyun,keçi,inek gibi sağılır hayvanların sütleri toplanır. Bir süzgeçten geçirilen sütler, her evde bu iş için özel bulunan, bakırdan yapılmış süt kazanlarına konulan sütler, ocak ateşinde kaynatılır.
Ocaktaki sütün kaynamasına dikkat edilir. Çünkü sütün kaynaması çoğunlukla anlık olur. taşan süt, boşa giden emek demektir. Böyle olumsuz bir durumu yaşayan ev kadını o gün kendisini çok huzursuz hisseder. Süt kaynamaya başlayınca, tahta kaşıkla alınarak yüksekten köpürtülür. Böylece üstündeki kaymak tabakasının daha kalın olması sağlanır. Kaynamış süt, mayalanması için özel yerine alınır; soğumaya bırakılır. Belli bir süre sonra sütün soğuyup soğumadığı kontrol edilir. Sağ elin küçük parmağı hafifçe kaymak tutmuş sütün yüzüne batırılır, ısısı kontrol edilir. Her ev kadını sütün ne zaman mayalanacağı konusundaki zamanı çok iyi bilir. Mayalanma işinde yine yoğurt kullanılır. Mayanın kazandaki sütün her tarafına yayılması için tahta kaşık sütün yani kaymak tabakasını bozmadan gezdirilir. Kullanılan mayanın ekşi yoğurt olmamasına dikkat edilir. Aksi halde tutacak yoğurt da ekşi olur. Mayalanmış sütün etrafına battaniye çuval palas çeşitli bez parçaları ile sarılır. Böylece yoğurdun daha kaliteli tutması sağlanır.
Köyümüzde süzme yoğurt yapımı yaygın değildir. Çünkü süzme yoğurt için bol miktarda yoğurda gerek vardır hem bu açıdan hem de süzme yoğurdun daha sonra kullanımı olmadığından yapılmaz. Ama yoğurdu uzun süre saklamak isteyenler ya da süzme yoğurdu bazı işlerinde kullanmak isteyenler yapar. Mayalanmış yoğurt bez torbalara konulur yüksekçe bir yere asılır içerisindeki su süzülür. Geri kalan kısım süzme yoğurttur.
Yoğurt tüketilmeden önce üzerindeki kaymak alınır sade veya çökelekle karıştırır. Çolurun yapılır. Kahvaltıda yenir ve katma yapılır özenle saklanan o gün işe gidecek kişilere katık olarak verilir.
PEYNİR:
Sağılacak yeteri kadar hayvanı olan her evde yapılır. Kimi evlerde kendi ihtiyaçlarına yetecek kadar yapılırken,kimi evlerde dışarıya satılacak kadar bol yapılır.Sürü sahiplerinin en önemli geçim kaynağıdır peynir yapmak ve satmak. Peynir yapmak için gerekli olan tek şey süttür ve içerisine konulacak olan mayadır.Günümüzde peynir mayaları hazır olarak satılmaktadır.Çok önceleri kesilen hayvanların işkembelerinden çıkartılan kısımdan maya elde edilirmiş.Her zaman ele geçmediği için özenle saklanırmış bu mayalar. Peynir yapımı için ayrılan süt el yakmayacak şekilde ısıtılır.ısıtılan bu sütün içerisine maya ilave edilir.mayanın her tarafa yayılması sağlanır.Birkaç saat sonra sütün yoğurt gibi kalıplaşmaya başladığı görülecektir. mayalanmış süt,kalıplaşmaya başladığı zaman peynir yapımı için özel hazırlanmış bez dan yapılmış süzekler içerisine konulur. Süzekler,eşit aralıklarla dizilmiş ağaçlar üzerine sadece bu iş için yapılmış “kaşak” arasına konulur.üzerlerine ağır taşlar konulur. üzerlerindeki ağırlığın etkisiyle içlerindeki fazla suyu dışarı bırakırlar.bu aşamadan sonra süt,peynir haline gelmiştir.
Süzgeçlerden çıkartılan peynir kesilir kesilen barçalara baş adı verilir.peynir başları,temiz bir su ile yıkanır,sonra tuzlama işine geçilir.kullanılan tuz kaya tuzu dediğimiz iri tuzdur.Her baş bütün yüzü tuzla sıvanır,saklama kabına konulur.genellikle tenekelere,plastik bidonlara konulur peynir kalıpları.saklama kaplarının üzerini kapatacak şekilde tuzlu su eklenerek bu işe son verilir.tuzlu suya,salamura suyu denilir.peynir başları tuzlanmaz ya da çok az tuzlanırsa “tuzsuz peynir” yapılmış olur.yeteri kadar tuzlanmayan peynir de kısa sürede bozulur. peynir çökelekle birlikte tulumlara basılır birkat çökelek birkat peynir şakilinde yapılır Yağı alınmış sütten peynir yapılırsa buna da “imansız peynir” denilir. Günümüzde ürünlerin soğuk hava depolarında evlerimizdeki buzdolaplarında rahatlıkla,bozulmadan,uzun süre saklana biliyor.Köyümüzde elektriğin olmadığı dönemlerde, ürünlerin saklanması pratik yöntemlerle yapılıyordu.Evlerin sobanın olmadığı kısımlarında ya da bu iş için seçilen yerlerde,ve kilerlerde peynir çökelek yağlar kavurma muhafaza edilirdi.
LOR:
Marketlerde satılan ve bir peynir çeşidi olarak bilinen lor ile bizim anlatacağımız lor birbirinden farklıdır. Başka köylerde ve yörelerde yapılan lor ile bizim köyde yapılan lor da birbirine benzemez başka yöreler ve köylerde yayık yayarken tereyağında arta kalan tortumdan lor yapılır köyümüzde yapılan lor ise peynirin yapımı sırasında elde edilen peynir suyundan yapılır Köyümüzde lor yapımı için özel bir yapım gerekmez. Köyümüzde lor bir çökelek ve peynir karışımı olarak bilinir. Peynir yapılırken peynirden süzülen su bir kazana koyulur ocak ateşinde kaynatılır tortu haline geldikten sonra bez süzeklere koyulur yüksek bir yere asılır suyu süzüldükten sonra arta kalan lordur
ÇÖKELEK :
Kahvaltılarımızın vazgeçilmezlerindendir. Yağı alınmış ayran büyük bakır kazanlara alınır. Ocak ateşinde tekrar ısıtılır. Yağı alınmış ayran ısındıkça tortulaşır; yoğurt kıvamına gelir. Üzerindeki yeşilimsi yoğurt suyu alınır. Böylece “çökelek” yapılmış olur. Elde edilen “çökelek” nasıl “hasılat” edilecekse ona göre saklanır. Genellikle toplanıp bir araya getirilen “çökelek” geniş bir bakır teşt içerisine alınır; belli bir süre içerisine tuz konularak yoğrulur. Önceden temizlenmiş, bu iş için kullanılacak duruma getirilmiş deri tulumlara doldurulur. Arada boşluk kalmaması için iyice bastırılır. Deri tulumun üzerine taş ağırlık konularak içindeki kalan suyun dışarı çıkması sağlanır. Deri tulumun dışına çıkan bu su sızıntıları, küflenmesin, pis koku yaymasın diye zaman zaman, derinin dış tarafı bir bıçakla sıyrılır. Deri tulumlardaki “çökelek” uzun süre dayanıklı olsun diye ara sıra geri, teştlere boşaltılır. Tekrar yoğrularak aynı tuluma basılır.
Görüldüğü gibi “çökelek” yapılması kolay; saklanması zor bir üründür. Bu nedenle “hasılatı” temiz olan kişilerin “çökelek”’leri satılırken daha kolay müşteri bulur. Çünkü “hasılatı” temiz olmayanların ürünlerine alıcı pek çıkmaz. Çökelek” deri tulumlara boşaltılıp, tekrar yoğrulduğu sırada içerisine tuzsuz tere yağı katılır;bazen peynir ufalanarak katılır öyle yoğrulur.Bu şekilde hazırlanırsa çökelek daha lezzetli olur.Kimileri de peyniri ufalamaz ;peynir başlarını bütün bırakır.bir kat çökelek bir kat peynir başı tuluma basılır Kışın çökelek” yenilirken içinden çıkan bu peynirin tadı bir başka güzeldir. deri tulumlarda bu şekilde hazırlanan “çökelek”, “kuru çökelek” diye bilinir.
TEREYAĞI:
Yayık yağı olarak da bilinir. Yayık yağı elde etmek için bazı araç ve gereçlere ihtiyaç vardır. Önce bunlardan söz edelim: köyümüzde tere yağı, eskide keçi dersinde yapılan tulum (maşk) şimdi de yayık makinesi denilen elektrikli blander içerisinde yapılır.
Köy kadını sabahın çok erken saatlerinde uyanmak zorundadır. Çünkü yayık işi sabahın erken bir vaktinde yapılır. Bunun iki nedeni vardır: Birinci neden yapılacak gündelik iş çoktur. Tembel sıfatını yememek için yayık işini erkenden bitirmek gerekir. İkinci nedeni de serin havada yayılan yoğurttan daha çok tereyağı elde edileceği fikridir.
Köy kadınları erkenden kalkar; mayalanmış yoğurtların üzerindeki kaymak tabaksını alır. Günlük tüketilecek yoğurt miktarını ayırır, geri kalanını teneke tuluk içerisine boşaltır. Çeşmeden getirdiği soğuk sudan bir miktar üzerine ilave eder. Çatma yerine konulan tuluk ileri geri seri bir şekilde hareket ettirilir. Ara sıra mola verilir, yayık içi kontrol edilir; soğuk su gerekiyorsa konulmaya devam eder. Bu işlem yaklaşık bir saat sürer. Sabahın erken saatlerinde her evin önünden bu yayık sesleri gelir. Yayık seslerinin duyulması yeni bir gününün başlamasının haberidir
Yayıklama işi biter. yeteri kadar büyüklükteki bir kazanın üzerine bezden yapılmış süzek geçirilir. yayık içerisindekiler ayran süzeğe boşaltır. ayran kazana boşalır yağ süzgecin içinde kalır tortu halindeki yağ el ile bir araya getirilir; avuç içerisinde topaklaşıncaya kadar birleştirilir. Temiz ve soğuk su ile yıkanır, tuzlama kabına alınır. İri tuz ile yağın her tarafına tuz yedirilir. Tuzlama sırasında tahta kaşık kullanılır; bu arada ortaya çıkan su yağı bozacağı için süzdürülür. Tuzsuz tereyağı elde edilecekse, bu tuzlama işi yapılmaz.
Köyümüzdeki kadınlara, ne kadar peynir yağ yaptığı sorulduğu zaman göz değineceği korkusuyla çoğunlukla doğruyu söylemez “koyunların keçilerde ineklerin sütü mü var ki yağ peynir yapayım”, diye geçiştirilir. Hasan Ağca




















